ELEŞTİRİLER

YENİ ŞAFAK KİTAP | ÖMER YALÇINOVA

Biraz cinayet daha çok akıl sorgulaması

Tek Kişilik Din polisiye bir roman. İçinde aşk, cinayet, entrika, macera, merak uyandırıcı noktalar… Cem Selcen, romanının akıcılığını biraz da sağlam bir kurguyla sağlamış. Kurguda neredeyse hiç hata yok gibi. Fakat romandaki olaylar, birer film şeridi gibi aktığı için, bazı yerlerde neden şöyle değil de böyle demiş, neden şunları açık açık anlatmıyor, imalarla veya es geçerek söylüyor gibi sorular akla takılabilir. Fakat bunlar da romanın hızlı ve zevkli bir şekilde okunmasının önünde engel değil. Çünkü bir şeyin anlatılmayıp, sonradan ortaya çıkarılması da romam tekniğine ve kurguya dahildir.

 

Tek Kişilik Din’de iki mekan var. Birisi New York, diğeri İstanbul. Kahramanımız Hüseyin İstanbul’dan New York’a kaçar. Kaçmak zorunda kalır. Neden kaçmak zorundadır? Bu, romandaki merak uyandırıcı unsurlardan biri. Diğeri ise Hüseyin’in komşusu olan profesörü kim, neden öldürmüştür? Çünkü profesör, kendi halinde, yalnız yaşayan biridir. Günlük hayatla ilgili kitaplar yazar, üniversitede derslere girer. Kimseye zararı olmamıştır. Evlenmemiştir. Nedeni belli olmayan, tahmin dahi edilemeyen cinayetiyle, Hüseyin’in İstanbul’dan New York’a kaçması arasındaki bağlantı nedir? Bu iki soru romanı sonuna kadar hızlı bir şekilde okumamızı sağlar.

 

SADECE POLİSİYE ROMAN DEĞİL

 

Tek Kişilik Din’in arkasında ise yalnızlık bağlamında din tartışılır. Zaten romanda yalnızca profesör öldürülmemiştir. Aynen onun gibi, yani boğularak öldürülen bir dede, marangoz, imam ve öğretmen de vardır. Bu şekilde belli bir zaman içinde seri cinayetlerin işlendiği anlaşılır. Başkomiserle Hüseyin’in sohbet, fikir alış veriş ve birlikte cinayetlerin işlendiği mahalleri ziyaret etmeleri neticesinde yoğun bir düşünsel atmosfer oluşturulur. Bu atmosfer romanın sonu için de elzemdir. Çünkü romanın sonunda daha önce herhangi bir polisiye romanda olmayan bir cinayet nedeniyle karşı karşıya kalırız.

 

Tabii bu sebebi söyleyip, romanın dinamikleri diyeceğimiz merak unsurunu yok edecek değiliz. Romanın sonunu herkes romanı okuyarak öğrenmeli. Bir de Cem Selcen yalnızca bir polisiye roman yazmak istememiş. O, romanı yazarken düşünmüş, yalnızlıkla Tanrı, birey ve toplum arasındaki bağlantıları irdelemeye çalışmış. Üstelik Dostoyevski, Tournier gibi romancıların ve Jaspers, İbn Tufeyl, Nietzsche ve Spinoza gibi filozofların sözleri eşliğinde. Romanın iskeleti derecesinde kalan polisiye yönünün ruhunu felsefi düşünce ve tartışmalar oluşturmuş. Cem Selcen tartışmalarına belirli bir miktarda gizem katmayı da unutmamış.

 

Öldürülen profesörün henüz yazmakta olduğu, belki de öldürülmesine neden olan, kayıp kitap çalışması. Bu çalışmayı yürütürken kendisine yardımcı olan öğrencisi Esin. Hüseyin’in bu işe bulaşmasından ve başkomiserle ahbap olmasından rahatsızlık duyan komiser yardımcısı Okan. Şüphe uyandırıcı, hareketli, enteresan, sır dolu karakterler Tek Kişilik Din’e ayrı bir merak ve macera havası katmışlar.

 

http://www.selyayincilik.com/basin/tkd-yenisafak.jpg