DENEMELER

gaSte | Mart 2004 | İptal duası için birbirinize yaklaşın kardeşler! | Cem Selcen

İsa’nın tahmini doğumundan sonraki ikibinbeşinci yıl başlıyor. Eh! Hepimiz hayırlı uğurlu olsun. Kim ne derse desin, böyle tarihler önemli! En azından “Yahu, utanmıyor musun yıl ikibin bilmem kaç olmuş, sen hala …” diye başlayan cümleler kurmamız için bile olsa, gerekli. Şimdi aranızda gezinen “Huoop! Yıl beşyüzyirmialtı olmuş, şu yaptığına bak, desek farklı mı olurdu sanki?!” diyen oyunbozanların sesini işitebiliyorum. Siz onlara boşverin. Tarih onlara gerekn cevabı verecektir. Onlar yüzyıllardır aslında bir haltın değişmediğini filan savunurlar. Onlara inanmamak gerekir. Hangi sebeple inanmamak gerektiğini bilmesem de bu kişiler bana her zaman bozguncu gibi gelmişlerdir; ki bu bile onlardan farklı düşünmem için yeterli. Siz iyisi mi her zaman değişime ve gelişime inanın. Bu büyük inanç, ruhunuzu, pozitif(!) duyguların eşliğinde gelişimci bir huzursuzlukla derinlemesine dolduracak, bu enerjiyle yerinizde duramayarak insanlığı geliştirmek için her an daha fazla çalışmak isteyeceksiniz. Böylece yücelecek, yücelecek başınız göğe erecektir… Konumuz bu değildi elbet. Konu, Sevgili İsa’dan beri tam ikibin dört yılın zırt diye geçiverdiğiydi. Haklısınız, daha dün gibi…

 

Bu durumda asıl soru ise şu: Siz doğalı ne kadar oldu kardeşler? Ne kadar hatalı işler yaptınız şu kadarcık zamanda? Yani, hani tam orada başka türlü karar veremez miydiniz? Şimdi her şey ne kadar da farklı olacaktı. Sonra hadi o tamam, olayları tam olarak bilmiyordunuz, suç sizde değildi, peki ondan  onraki aptalca seçiminize ne demeli? Size söyle soruyorum da ben farklı mıyım? İyisi mi, hiç sormayın. Hata üstüne hata. Yani biri sorsa, “şimdiye kadar yaşadığınız hayatı aynısıyla tıpkısıyla yeniden yaşamak ister miydiniz?” diye, ne derdik acaba? (Ah! Sevgili Nietzsche ah! Ne sıkıcı şey olurdu şu bengi dönüş) Bence, tıpkı tekel bayinden yeni alınmış iskambil destelerinden çıktığı gibi, hayata başlarken en azından iki joker vermeliler her birimize.

 

Sonra da en sıkıştığımız, yanlış karar verdiğimiz anda, yani başka hiçbir çıkış yolu kalmadığında şak diye joker hakkımızı kullanırdık. Ve ben bu seçimimi saymıyorum, konuyu o olmamış gibi yaşamak istiyorum derdik… Sahi bu neden böyle olmuyor? Neden yanlış olduğunu bile bile en sonuna kadar gitmek zorundayız da arada bir çay kahve molası verip, joker hakkımızı kullanp, karşıdan gelen ve ters yöne giden otobüse binemiyoruz? Bence hakkımızı istemeliyiz. Bilmiyorduk. Biz olan biteni asıl olan değil, prova sanıyorduk. Hakkımızı istiyoruz. Hem de en az iki kez için. Buraya toplanan kardeşler. Önce insanlığımızı kullanıp efendi gibi isteyelim.

 

Bakarsınız olur. Öyleyse şimdi, zamanında Sevgili İsa’yı olmadık dertler içine salıveren Tanrı’ya dönelim ve dileğimizi tekrar edelim kardeşlerim. Özellikle gelişmeye inanan ruhu temiz kardeşler, sizin pozitif ruhunuz bize çok şey katacak, o yüzden olabildiğince yüksek sesle lütfen! Ayrıca arkada kalan taraf lütfen aranızda konuşmayın ve katılımcı olun! Haydi hep beraber:

 

Tanrım ne olur, bize bir iki joker hakkı ihsan eyle, yarabbim! Sen büyüksün! Durdur geçen zamanı kulların gülsün ve araya da ne olur bir iki seçim affı sıkıştır. Anla bizi, biri, yaptığımız seçimlerden bizi affetmeli. Kutumuzu açmadan yeni hak vermeli. Bu  ancak sen olabilirsin yarab. Yoksa ikide bir yeni yıl, yeni yıl diye bağrışmak, yeni başlangıç ilan etmek nafile, hadi yarın işe sıfırdan başlayayım teranesi havaya giriyor. Ancak iki gün sürüyor hayaller, sonra hoop eski seçimler. Yarabbim ne olur, şu mübarek tarih başında yüzümüze bak ve bir kereliğine olsun bütün kişisel ve kitlesel seçimleri iptal et. Hatta önce Amerika’dan başla!...

 

Herkese seçimsiz, tertemiz bir yıl diliyorum.

Sevgiler